House M.D.

house-m-d_f43dbfff

8 Sezon 177 bölüm x 45 dakika = 7965 dk = 133 saat = 5,5 gün…

Bitirene kadar canımız çıktı ne yalan söyleyeyim ama bir şekilde tamamını izlemeyi başardık. Yeni dizilere yelken açmadan önce House hakkında da iki satır yazmadan geçmek olmaz haliyle.

Çoğunuz duymuş veya bir yerlerde denk gelmiştir diye tahmin ediyorum, ukala, asosyal, dahi doktor Gregory House (Hugh Laurie) üzerine kurulmuş bir dizi olur kendisi. Doktorumuz bir ayağı aksadığı için baston kullanan, bacağının iyileşmesi mümkün olmadığı için sürekli acısı olan ve bu acıyı dindirmek için ilaç alan, e haliyle ilaç bağımlısı olan, kendinden başka kimseyi umursamayan, oldukça zeki, gitar, piyano vb aletleri çalabilen, istediğine ulaşmak için her türlü hileyi yapabilen, kendi alanında ün yapmış ve müthiş gözlemci olan biri.

Özellikle ilk bölümlerinde karakterimizin yaptıklarına yarı şaşkınlık, yarı hayranlıkla başlayan güzel duygular bir noktadan sonra monotonlaşmaya başlıyor. 4, 5 sezon izledikten sonra ise House kesin şöyle böyle yapar/yapmıştır gibi tahminlerde bulunup genellikle de haklı çıkıyorsunuz. Yine de izlemeyi bırakmak o kadar kolay olmuyor.

Soldan Sağa: House, Cuddy, Chase, Cameron, Foreman ve Wilson
Soldan Sağa: House, Cuddy, Chase, Cameron, Foreman ve Wilson

Dizi 8 yıl sürünce haliyle kadroda değişiklikler oldu ama Hugh Laurie’ye çok iyi oyuncular eşlik etti, kankası Dr. Wilson (Robert Sean Leonard), hastane dekanı Dr. Cuddy (Lise Edelstein), ekip üyeleri Dr. Foreman (Omar Epps), Dr. Chase (Jesse Spencer) ve Dr. Cameron (Jennifer Morrison) bolca göründüler.

Dizinin neredeyse tamamında olaylar şöyle gelişiyor, jenerikten önce birinin düşüp bayıldığını, krize girdiğini, durup dururken burnunun kanadığını falan görüyoruz, arada çok enteresan belirtileri olan hastalar da olmadı değil ama kısaca dizi öncelikle bir semptomun ortaya çıkışıyla başlıyor, jenerikten sonra ya direkt tanı koyma aşaması başlıyor ya da hastanın bir şekilde House’un hastası olmasının hikayesini izliyoruz, çünkü ünlü doktorumuz öyle her vakayı kabul etmiyor. Bu aşamadan sonra ekip onlarca hastalık adı söylüyor, House ya hepsini eleyip direkt teşhiste bulunuyor ya da gençlerden birinin söylediği fikri kabul edip tedaviye başlıyor. Sanırım dizi boyunca ilk tanı hiç doğru çıkmadı, o yüzden “Madem o olmadı o zaman budur” diyerek ikinci tedaviye geçiliyor. Duruma göre 3-5 tahminden sonra doğru tedaviyi buluyorlar, nadiren de olsa en baştaki tanının doğru olduğunu ama başka etkenlerden yanlış olduğunu düşündüklerine tanık oluyoruz. Dizinin sonlarına doğru ise House biriyle (genellikle Wilson ile) konuşurken konuşmasının yarısında durup doğru tanıyı buluyor ve hastanın hayatı kurtuluyor.

E madem dizi bundan ibaret neden izlediniz yahu diye sormakta haklısınız. Şunu söylemeliyim ki 6. Sezona kadar bu işleyiş pek de rahatsız etmiyor çünkü insanın içinde “Ya bu sefer başka bir şey olursa” düşüncesi oluyor. Lakin zaten izlediğiniz şey aslında hastalığın çözülmesi veya çözülememesi değil, House’un beyni ve neyi nasıl yaptığı… Bu arada meraklısına uzman bir doktorun tüm bölümler hakkında, hastalığın ve teşhisin ne derece doğru olduğununu yazdığı şu siteyi önerebilirim.

24268-house-md-class

Genel işleyişin haricinde çok güzel bölümler de olmadı değil, benim favorim House’un fakültedeki bir derse katılmak zorunda kaldığı ve benzer özelliklerdeki üç hastanın hikayesini anlattığı bölümdür. Aslında bir iki bölüm daha var kafamda ama izleme keyfinizi bozmamak adına burada bahsetmeyeceğim (spoiler alert).

Bu tarz dizilerde en korktuğum şeylerden biri yazarların güzel bir son bulamaması olmuştur, (pis Lost!) House için yazarların fazla riske girmeden güzelce kıvırdıklarını, kabul edilebilir bir son bulduklarını söyleyebilirim.

Son olarak bu diziyi tavsiye eder miyim? Kişisine göre değişir diyeyim, bu diziyi çok seven arkadaşlarım olduğu gibi yarıda bırakanları da duydum o yüzden kararsızım. Bizim de bir noktadan sonra tekrarlardan bıkıp “Bitse de kurtulsak” dediğimizi hatırlıyorum ama yine de hiçbir bölüm atlamadan izleyip bitirdik. Tercihi size bırakıyorum, en azından ilk sezonu izleyip sonra karar vermenizi önereceğim.

by Nelson Santos
by Nelson Santos

Son Not: Aranızda merak eden takıntılılar olduğunu biliyorum M.D.’nin açılımı Medical Doctor, yani bildiğin tıp doktoru)

The Wire

Noyan, House dizisi bitince kendini bir boşlukta hissetmiş olacak ki facebook sayfasında durumdan şikayet edince bir sürü alternatif dizi önerisi geldi. Bunlardan ilgimi çeken, iki kişinin önerdiği ve IMDB puanı 9,5 olan “The Wire” adlı dizi oldu.

Hazır kelebek yokken şöyle bir göz atayım diyerek başladığım diziyi 15 gün içinde 5 sezonu birden (60 bölüm / 60dk) izleyerek tamamladım. “Yeni ofis açtın tabi yapacak işin yok tüm gün dizi izledin” demeyin sadece evde izledim… kabul, şimdi düşününce biraz abartmış olabilirim.

Neyse, nasıl izlediğimden ziyade diziyi merak ediyorsunuzdur. Kabaca özetlemek gerekirse Baltimore’da uyuşturucu trafiği üzerine oturtulmuş bir polisiye dizi diyebilirim. Benim en çok beğendiğim tarafı senaryo ve kurgu oldu. Sonradan eski bir polis muhabiri David Simon tarafından yazıldığını öğrendiğim dizide mantık hatalarının olmaması (veya varsa da rahatsız etmemesi) beni çok memnun kıldı. Amerika’daki uyuşturucu satıcıları ve polisler nasıldır, sistem nasıl işler en ufak bir fikrim bile yok dolayısıyla dizideki senaryo çok gerçekçiydi diyemiyorum, ama senaryo dahilinde insanların yaptıkları, başlarına gelen olaylar, diyaloglar oldukça doğru gözüktü gözüme.

Dizide 5 sezon ayrı bir konuyu işlemiş denilebilir, sırasıyla, uyuşturucu ticareti, limandaki yolsuzluklar, siyaset ve seçimler, eğitim sistemi ve medya. Amerika için oldukça kötü bir tablo çiziyor aslında, dizinin bu kadar popüler olmasındaki sebep de büyük ihtimalle bu olumsuzlukları işlemesinden kaynaklıdır. Ne de olsa ülkede fanatik muhalif kadar bilinçli vatandaş da çok.

Karakterler her zamanki gibi çok iyi çalışılmış ama beğendiğim başka dizilerdeki gibi arkaları (veya özgeçmişleri, backgroundları artık ne derseniz) çok doldurulmamış. Gerçi ille de kim nereden gelmiş diye bilmemiz gerekmiyor, zaten bunu da bir eksiklik olarak gördüğümden söylemiyorum. Karakterlerden çok senaryonun öne çıktığına bir kere daha parmak basıyorum sadece.

Yazıyı bitirmeden önce, son ikisi başta olmak üzere tüm jenerik müziklerine (Way Down In The Hole’un 5 farklı versiyonu) bayıldığımı da söyleyeyim de içimde kalmasın.

Daha fazla uzatmayacağım, ben dizinin 9,5 puan almasını abartılı buluyorum ama 8’den aşağı bir puan da yakışmaz gerçekten. Tavsiye listesine eklemiş olalım biz, fırsat bulursanız izleyiniz.

PS: Özgür’ün tavsiyesi üzerine The Newsroom’u da izledim, onunla ilgili de bir iki satır yazarım müsait olunca. Sürekli takip ettiğim dizilerin yanında bir de House’a başladım. Ukala, aksi doktor tüm vakaları çözüyor, çok kişiden izlenmesi gerek diye baskı geldiği için izliyorum bakalım ne kadar sabredebileceğim.

 

Hart of Dixie

İdealist bir doktorun küçük bir kasabadaki mücadelesini keyifli bir dille ele alan Hart of Dixie severek izleyeceğiniz bir dizi olabilir…

Henüz sadece birinci sezon yayınlandı, pek bişey kaçırmış sayılmazsınız yani :))