The Wire

Noyan, House dizisi bitince kendini bir boşlukta hissetmiş olacak ki facebook sayfasında durumdan şikayet edince bir sürü alternatif dizi önerisi geldi. Bunlardan ilgimi çeken, iki kişinin önerdiği ve IMDB puanı 9,5 olan “The Wire” adlı dizi oldu.

Hazır kelebek yokken şöyle bir göz atayım diyerek başladığım diziyi 15 gün içinde 5 sezonu birden (60 bölüm / 60dk) izleyerek tamamladım. “Yeni ofis açtın tabi yapacak işin yok tüm gün dizi izledin” demeyin sadece evde izledim… kabul, şimdi düşününce biraz abartmış olabilirim.

Neyse, nasıl izlediğimden ziyade diziyi merak ediyorsunuzdur. Kabaca özetlemek gerekirse Baltimore’da uyuşturucu trafiği üzerine oturtulmuş bir polisiye dizi diyebilirim. Benim en çok beğendiğim tarafı senaryo ve kurgu oldu. Sonradan eski bir polis muhabiri David Simon tarafından yazıldığını öğrendiğim dizide mantık hatalarının olmaması (veya varsa da rahatsız etmemesi) beni çok memnun kıldı. Amerika’daki uyuşturucu satıcıları ve polisler nasıldır, sistem nasıl işler en ufak bir fikrim bile yok dolayısıyla dizideki senaryo çok gerçekçiydi diyemiyorum, ama senaryo dahilinde insanların yaptıkları, başlarına gelen olaylar, diyaloglar oldukça doğru gözüktü gözüme.

Dizide 5 sezon ayrı bir konuyu işlemiş denilebilir, sırasıyla, uyuşturucu ticareti, limandaki yolsuzluklar, siyaset ve seçimler, eğitim sistemi ve medya. Amerika için oldukça kötü bir tablo çiziyor aslında, dizinin bu kadar popüler olmasındaki sebep de büyük ihtimalle bu olumsuzlukları işlemesinden kaynaklıdır. Ne de olsa ülkede fanatik muhalif kadar bilinçli vatandaş da çok.

Karakterler her zamanki gibi çok iyi çalışılmış ama beğendiğim başka dizilerdeki gibi arkaları (veya özgeçmişleri, backgroundları artık ne derseniz) çok doldurulmamış. Gerçi ille de kim nereden gelmiş diye bilmemiz gerekmiyor, zaten bunu da bir eksiklik olarak gördüğümden söylemiyorum. Karakterlerden çok senaryonun öne çıktığına bir kere daha parmak basıyorum sadece.

Yazıyı bitirmeden önce, son ikisi başta olmak üzere tüm jenerik müziklerine (Way Down In The Hole’un 5 farklı versiyonu) bayıldığımı da söyleyeyim de içimde kalmasın.

Daha fazla uzatmayacağım, ben dizinin 9,5 puan almasını abartılı buluyorum ama 8’den aşağı bir puan da yakışmaz gerçekten. Tavsiye listesine eklemiş olalım biz, fırsat bulursanız izleyiniz.

PS: Özgür’ün tavsiyesi üzerine The Newsroom’u da izledim, onunla ilgili de bir iki satır yazarım müsait olunca. Sürekli takip ettiğim dizilerin yanında bir de House’a başladım. Ukala, aksi doktor tüm vakaları çözüyor, çok kişiden izlenmesi gerek diye baskı geldiği için izliyorum bakalım ne kadar sabredebileceğim.